Türk-İslam Dünyası’nın ortak hafızasında derin izler bırakan ÖMER SEYFETTİN ve MEHMED EMİN RASULZADE,milletimizin düşünce, kültür ve ahlak dünyasını inşa eden öncü iki müstesna kıymetimizdir.

Onları vefatlarının yıl dönümünde birlikte anmak, yalnızca bir vefa ve saygı borcu olması yanında, aynı zamanda da bugünü anlamanın, geleceği de doğru kurmanın gereğidir.
11 MART 1884 de Balıkesir- Gönen’de dünyaya gelen ve 6 MART 1920 de İstanbul- Üsküdar’da ebediyete irtihal eden ÖMER SEYFETTİN, millî edebiyatımızın kurucu isimlerinden biri olmasının ötesinde, milletin sezgi gücünü ve irfanını merkeze alan bir düşünce dünyasının temsilcisidir.
“Bu millet âlim değildir ama ariftir” tespiti, onun halka yukarıdan bakan değil; halkın hikmetini esas alan yaklaşımının özlü bir ifadesidir.
Gönen’de başlayan kısa ama yoğun hayatı, İstanbul’da henüz 36 yaşında son bulmuş olsa da, ardında bıraktığı eserler Türk milletinin millî bilincini şekillendiren kalıcı bir miras olmuştur.
ÖMER SEYFETTİN’in düşünce dünyasında millet, soyut bir kavram değil; dil ve inanç etrafında şekillenen canlı bir varlıktır.
“Bir milletin tabii hudutları dağlar ve ırmaklar değildir; istinat ettiği milletin lisanî ve dinî sınırlarıdır” sözü de onun milliyet anlayışının temeli olup bu yaklaşımı, bugün de devlet ve toplum hayatında karşılaştığımız, kimlik aşınmalarına, inançsızlığa,milliyetsizliğe ve köksüzlüğe karşı güçlü bir referans noktasıdır.
ÖMER SEYFETTİN’in fikrî çizginin devlet,siyaset ve tarihsel karşılığını ise MEHMED EMİN RASULZADE’de görmek mümkündür.
“Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözüyle, yalnızca Azerbaycan’ın değil; tüm insanlık için bağımsızlık parolasını dile getiren,esaret altındaki milletlere de istiklal ufku açan,mücadelesinde fikir ile eylemi buluşturan nadir devlet ve siyaset adamı ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Kurucu Lideri MEHMED EMİN RASULZADE,31 OCAK 1884 BAKÜ’de dünyaya geldi,6 MART 1955 ANKARA’da vefat etti.
Onun, “Türküm, bu açıdan kendimi mutlu hissediyorum” diyerek,etnik kimliğini bir sorumluluk alanı olarak görmesi son derece manidardır. Karabağ’ın yıllar sonra yeniden Azerbaycan’a kavuşması, askeri bir başarı olmasının yanında, RASULZADE’nin ektiği istiklal fikrinin de tarihsel neticesi olduğunu ve bu süreçte onun “bir kere yükselen bayrak” sözünün de slogan olmanın ötesine geçerek,kolektif iradenin ifadesi hâline geldiğine de tüm dünya şahit oldu.
Bu iki büyük şahsiyetimizin arasındaki fikrî süreklilik, Türk dünyasının kader çizgisini de göstermekte ve Büyük ATATÜRK’ün,28 MAYIS 1918’de RASULZADE’ye hitaben, Türk bayrağının ebediliğine vurgu yaptığı sözleri de bu ortak istiklal anlayışının en çarpıcı göstergesidir.
Bu aynı ruh,ÖMER SEYFETTİN’in edebî metinlerinde,RASULZADE’nin siyasi mücadelesinde ve Türk milletinin tarihsel yürüyüşünde kesintisiz biçimde sürmüştür.
Sonuç olarak,ÖMER SEYFETTİN ve MEHMED EMİN RASULZADE’yi anlamak; edebiyat ile siyaseti, kültür ile devleti, kimlik ile istiklali birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak kavramak demektir.
Bu iki münevverimiz, milletimizin yalnızca geçmişini değil; geleceğini de aydınlatan bizlere bıraktıkları fikir miraslarıyla da yaşamaya devam etmektedirler.
Büyük şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ifadesiyle, “Milletler büyük evlatlarıyla soluk alırlar.” Türk milleti de bu büyük evlatların bıraktığı izler sayesinde, şan ve şerefle dolu bir maziden yine şan ve şerefle dolu bir istikbale yürümeye devam etmektedir.
Vefatlarının yıl dönümünde, ÖMER SEYFETTİN ve MEHMED EMİN RASULZADE ile birlikte Türk-İslam Dünyası’nın tüm münevverlerini,şehid ve gazilerini,rahmet,minnet ve saygıyla anıyoruz.Ruhları şad,mekanları cennet olsun.El-Fatiha
Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı