Milletlerin tarihteki varlığı, askerî zaferlerin yanı sıra o zaferleri anlamlandıran ve milletin mücadele ruhunu kelimelere döken metinler ile kalıcı hâle gelmektedir.
Türk milletinin bağımsızlık iradesini, ruhunu ve şanlı mücadelesini en güçlü şekilde ifade eden metinde hiç şüphesizdir ki İSTİKLÂL MARŞIMIZDIR.
İSTİKLÂL MARŞIMIZ;bir şiir olmanın ötesinde; milletimizin istiklâl ve istikbal mücadelesinin fikrî, maddi ve manevî milli mutabakat beyannamesidir.
26 ŞUBAT 1921’de ilk olarak gazetelerde yayımlanan İSTİKLÂL MARŞIMIZ; yayımlandığı andan itibaren millet nezdinde büyük bir kabul görmüş,yoğun talep üzerine TBMM’nde Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey tarafından kürsüden dört kez okunup 12 MART 1921 CUMAERTESİ günü saat 17.45’te de TBMM de tüm milletvekillerinin ayakta alkışlarıyla MİLLİ MARŞIMIZ olarak kabul edilip,millet iradesiyle de bütünleşmiş olduğu tescil edilmiştir.

İstiklâl Şairimiz MEHMET ÂKİF ERSOY’un marşı kendi eseri olarak değil, milletin ortak malı olarak görmesi; onu SAFAHAT adlı şiir kitabına dâhil etmemesi, bu metnin şahsi değil millî bir kimliğe sahip olduğunun en güçlü göstergesidir.
Siyasi veya ideolojik bir metin olmayan İSTİKLÂL MARŞIMIZ,dün olduğu gibi bugün de ve dünya döndükçe de Büyük Türk Milletinin her renk ve deseniyle asgarî müştereği olmayı sürdürecektir.
Her bir mısrası incelendiğinde görülecektir ki İSTİKLÂL MARŞIMIZ, yalnızca bir dönemin ruhunu değil,milletimizin tarih boyunca taşıdığı iman, cesaret ve hürriyet anlayışını yansıtmaktadır.
“KORKMA!” hitabıyla başlayan bu metin, işgal altındaki bir millete umutsuzluk değil,umut var olmayı,inancı ve direniş iradesini aşılar.
Bu yönüyle MEHMET ÂKİF ERSOY;bağımsızlığın şartlara bağlı bir tercih değil,milletimizin özgürlüğü ile ilgili taşıdığı karakteri de veciz dizelerle ortaya koymakta ve marşı kaleme alırken gösterdiği hassasiyet ve fedakârlık da bu eserin ruhunu anlamak bakımından önemlidir.
Bir mısra üzerinde günlerce düşündüğü, yemeyi, içmeyi ve uykuyu ihmal ettiği; Meclis’teki çalışmalar sırasında dahi zihninin millî marşımızı yazmakla meşgul olduğu tarihi bir tespit olarak bilinmektedir.
Onun bu müstesna çabası, sıradan bir şiir yazma süreci değil; milletin kaderini kelimelerle inşa etme sorumluluğunun olağan üstü bir tezahürüdür.
Bu nedenle İstiklal Şairimiz MEHMET ÂKİF ERSOY yalnızca bir şair değil; milletin vicdanını temsil eden bir fikir,dava,iman ve amel adamıdır.
“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın.” temennisi ise bağımsızlığın hangi ağır bedellerle kazanıldığını bizlere her daim hatırlatacak olan tarihî bir uyarıdır.
Veteriner hekim, öğretmen, vaiz, hafız, Kur’an mütercimi, fikir adamı ve siyasetçi kimliğiyle çok yönlü bir şahsiyet olan MEHMET ÂKİF ERSOY; hayatıyla da marşımız da dile getirdiği değerleri temsil etmiş,yalnızca Türk milletine değil; zulme karşı direnen tüm mazlum milletlere de ilham veren örnek bir şahsiyet olarak tarihe geçmiştir.
Milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesinin ruhunu geleceğe taşıyan İSTİKLÂL MARŞIMIZIN metni,ebedi milli mutabakat belgemiz olup,onu anlamak,sadece geçmişi hatırlamak değil; bağımsızlığımızın,birlik ve beraberliğimizin kıymetini de daha iyi idrak etmememizin açık seçik bir manifestosudur.
İSTİKLÂL MARŞIMIZIN kabülünün yıldönümünde,İstiklâl Şairimiz MEHMET ÂKİF ERSOY’u,Milli Mücadele’nin Başkomutanı Büyük ATATÜRK’ü,kahraman şehid ve gazilerimizi saygı,rahmet,
minnet ve şükranla anıyor, İSTİKLÂL MARŞIMIZIN ifade ettiği ruhun,ilelebet yaşatılmasının geleceğimiz için milletçe başlıca müşterek sorumluluğumuz olduğunu bir kez daha önemle arz ediyoruz.
Yalçın Topçu
T.C Cumhurbaşkanı Başdanışmanı