Afşar Türklerinden olup soyu Karamanoğulları'na dayanan,Devlet-i Aliyye’nin en genç paşalarından ve
Milli Mücadele hareketi boyunca, Edirne Milletvekili ve Doğu Cephesi Komutanı olarak görev yapan,MUSA KAZIM KARABEKİR PAŞA;
23 Temmuz 1882’de İstanbul’da dünyaya gelmiş,26 OCAK 1948’de Ankara’da ebediyete irtihal etmiştir.
Tarih, yalnızca kazanılan savaşların değil; o savaşların hangi ahlâk ve hangi devlet aklıyla yürütüldüğünün de muhasebesi olması nedeniyle,onu anmak, sadece askeri başarılar toplamını hatırlamaktan ibaret değildir.
Onu çağdaşlarından ayıran en önemli husus, askerliği dar anlamda bir harp sanatı olarak değil, milletin geleceğini teminat altına alan çok boyutlu bir devlet görevi olarak kavramış olan biri olmasındadır.
Komutanlığını yaptığı,Doğu Cephesi’nde kazanılan askerî başarılar, yalnızca sınır güvenliğini sağlamamış aynı zamanda Ankara’da teşekkül eden milli iradenin uluslararası alanda meşruiyet kazanmasına da zemin hazırlamıştır.
Gümrü Antlaşması, bu yönüyle askeri başarının siyasi sonuca tahvil edildiği ilk örneklerden biri olarak burada oynadığı rol, Milli Mücadele’nin “tek cepheli” değil, eş zamanlı askeri ve diplomatik bir süreç olduğunu göstermesi bakımından belirleyicidir.
Onun tarihi şahsiyetini eksiksiz kavramak için cephe hattının gerisine bakmadığımızda, Doğu Anadolu’da savaşların yetim bıraktığı binlerce çocuk için kurduğu yetimhaneler, okullar ve meslek atölyeleri, onun devlet tasavvurunun merkezinde insanın yer aldığını ortaya koymaktadır.
Bu kurumlar, birer hayır faaliyeti olmasının yanı sıra, bilinçli bir toplumsal proje olup, yetim çocuklar için yalnızca barınma imkanı sağlamamış,onları eğitim ve meslek yoluyla topluma kazandırmayı hedefleyerek, Cumhuriyet’imizin sosyal devlet anlayışının fiili öncülüğünü yapmıştır.
Bu nedenle milletin ona “YETİMLERİN BABASI” unvanını vermesi, duygusal bir yakıştırma değil; somut bir tarihsel hakikatin ifadesidir.
Aynı şekilde “ŞARK FATİHİ” sıfatı da yalnızca askeri bir niteleme değil, Doğu’nun siyasi ve toplumsal istikrarını yeniden tesis eden bir liderliğin sembolü olarak başardığı işlerle, silahın sustuğu yerde eğitimin, düzenin ve merhametin konuşulmasını sağlayabilmiş olmasının gereğidir.
Siyasi hayatında karşılaştığı zorluklar ve maruz kaldığı haksızlıklar,devlet adamlığı vasfını daha da belirgin hale getirmiş,gücün geçici cazibesine kapılmadan, şahsi kırgınlıklarını devlet ve millet meselesinin önüne geçirmeden sergilediği tutumla, ilke sahibi siyaset anlayışının nadir örneklerinden biri olmuş, bu duruşu da onu yalnızca kendi döneminin değil, bugün de,yarın da üzerinde düşünmesi gereken bir şahsiyet olarak tarihe mal etmiştir.
Sonuç olarak MUSA KAZIM KARABEKİR PAŞA; Milli Mücadele’yi kazanan iradenin askeri olduğu kadar,ahlaki ve toplumsal boyutunun da temsilcisidir.
Onu anmak, geçmişe dönük bir vefa borcunu yerine getirmekten öte, devlet aklının sürekliliğini hatırlamak olacaktır çünkü milletler;tarihlerini yalnızca zaferlerle değil, o zaferleri mümkün kılan karakterlerle yaşatırlar.
Vefatının yıldönümünde onu saygı,rahmet ve minnetle anarken bir kez daha ifade etmek gerekir ki; MUSA KAZIM KARABEKİR PAŞA bu milletin hafızasında sadece bir asker olarak değil, bir kurucu devlet aklı olarak da daima yaşayacaktır. El-Fatiha

Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı