Ülkemizde 80 öncesinde sokak tecrübesinin beş bin cana mal olduğu unutulmamalı.
Önce şu samimi kanaatimizi belirtelim..
Sanık sıfatıyla hakim huzuruna çıkarılanlar hukuk çerçevesinde sonuna kadar savunulmalı ve sonucu beklenmeli, gönüllerde sanık sandalyesine oturtulmuş olsa bile, Berat-ı zimmet asıldır.
Gelelim konumuza..
Son günlerin toplumu geren, tedirgin eden, endişeye sevk eden söylem ve olaylarına..
Belediyelerde yolsuzlukla/soygunla ilgili çıkar amaçlı örgütsel faaliyetlere karşı "yargı işleyişini" "demokrasiye, özgürlüğe DARBE" diye nitelerseniz..
Mezkur ithamlardan tutuklulardan bir kişi üzerinden özgürlük yaftasıyla toplumu hasarı müphem sokağa davet ederseniz..
Halkı galeyana getirip yerli/milli ürünleri almamaya, boykota çağırdığınızda..Kin ve nefreti körükleyerek, toplumu ayrıştırarak, olguları terkedip algılara prim verdiğinizde, bombanın pimi çekilmeye hazır demektir..
Devletinizi yurt dışına/küresel güçlere şikayet ettiğinizde..
Saraçhane ve Maltepe'deki toplantı gösterilerinde kabul edilemez hukuk dışı olayları görmezden geldiğinizde ve bunları dillere pelesenk Anayasal hak kapsamında sulandırdığınızda..
Üstüne üstlük küstüm sana Bayramda bayramlaşmayı terkettiğinizde..
Kaosun bastığınız diğer tuşlarını dile getirmeye gerek duymadan..
Toplumu, küresel ve bölgesel boyutta Türkiye'nin gerçek gündeminden uzaklaştırıp, parti içi hiziplerinizle köşe kapmacalarınıza ve koltuklarına alet ediyorsunuz demektir. Atasözlerimiz ne kadar önemli..
"Gelen gideni aratır".
Gitti Kemal, geldi Özer..
Nefsin girdabında hırs akla galip geldiğinde, yönünü kaybetmiş deli fişel olursunuz.
Maalesef muhalefet yönetimi bu duruma düşmüş, bundan sağduyulu bazı elit ve taraftarlarının şikayetçi olduğu da bir gerçektir.
Ülkücü geçinen kardeşlerimizin de bu gerçeklikten hisseyap olmaları temennisiyle..