Milletlerin bağımsızlık mücadeleleri cephelerde savaşan askerlerin gösterdiği kahramanlıklar ve cephe gerisinde fedakârlığın en ağır yükünü omuzlayan isimsiz kahramanlarla kazanılır.

Kurtuluş Savaşı’mızın bu görünmeyen ama belirleyici kahramanlarından biri de Türk kadınının cesaretini, fedakârlığını ve vatan sevgisini simgeleyen şehid ŞERİFE BACI’dır.
Onun hayatı ve şehadeti, millî mücadelenin yalnızca askeri bir direniş değil; topyekûn bir millet seferberliği olduğunun en güçlü delillerinden biridir.
1900’lü yılların başında Kastamonu’nun Seydiler ilçesinde dünyaya gelen ŞERİFE BACI, Anadolu’nun zor şartları içinde yetişmiş sade bir Anadolu kadınıydı.
Ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında sıradan bir hayatın sınırlarını aşarak milletin kaderine yön veren fedakâr bir kahramana dönüşmüştür.
İşgal altındaki bir vatanın kurtuluşu için cephede savaşan askerlerin en büyük ihtiyacı olan cephanenin güvenle ulaştırılması, cephe gerisindeki halkın omuzlarına yüklenmişti..
ŞERİFE BACI da bu sorumluluğu üstlenenlerden biri olmuş, ağır kış şartlarına rağmen cephaneyi kağnısıyla taşıyarak cepheye ulaştırmak için yola çıkmıştır.
Onun hikâyesini eşsiz kılan yalnızca yaptığı fedakârlık değil; bu fedakârlığın arkasındaki vicdan ve inançtır.
Dokuz aylık bebeğiyle birlikte yola çıkan Şerife Bacı, dondurucu kış gecesinde cephaneyi korumak için üzerindeki örtüyü mermilerin üzerine sermiş; annelik içgüdüsü ile vatan sorumluluğunu aynı anda taşımıştır.
Türk kadınının bağımsızlık uğruna neleri göze alabildiğinin önemli sembollerinden biri olan ve 1921’de Kastamonu–İnebolu hattında donarak şehid düşen ŞERİFE BACI
her yıl 21 ŞUBAT da anılmaktadır.
ŞERİFE BACI’nın hikayesi;
Anadolu’da binlerce isimsiz kadın tarafından verilen destansı mücadelenin, kadın erkek ayrımı gözetilmeden yürütülmüş bir varoluş mücadelesi olduğunu tarihe yazdırmış, aynı zamanda da Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca askeri stratejilerle değil;milletin yediden yetmişe,inancı, sabrı ve dayanışmasıyla kazanıldığını açıkça göstermektedir.
Cephane taşımak, savaşın görünmeyen ama hayati damarlarından biridir; cephedeki zaferlerin sürdürülebilmesi, cephe gerisindeki bu fedakârlık zincirine bağlıdır.
Bu nedenle ŞERİFE BACI’nın şehadeti, yalnızca bireysel bir trajedi değil; bağımsızlığın hangi bedellerle kazanıldığını hatırlatan tarihî bir derstir.
Şehid Büyük Annemiz ŞERİFE BACI, Türk kadınının vatan sevgisini ve fedakârlık ruhunu temsil eden en güçlü sembollerden birisidir.
Onu anmak, sadece geçmişe duyulan bir saygı değil; millet olma bilincinin, dayanışmanın ve bağımsızlık iradesinin bugün de yaşatılması gerektiğini hatırlamaktır.
Kurtuluş Savaşı’mızın baş komutanı büyük Atatürk başta olmak üzere tüm şehid ve gazilerini,kadın kahramanlarımızdan olan büyük annemiz ŞERİFE BACI’nın şehadetinin yıl dönümünde her birini saygı,rahmet ve şükranla anıyoruz.Mekanları cennet,makamları ali olsun.
Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı