"Haddizatında kendi terbiyemiz içindir..
Bundan dolayı devamı zaruretin gereğidir.."
İştigal sahasının nerede olup/olmadığına,insanın ne olup/olmadığına bakılmaksızın, "kendi olmak,kendine ait olmak" gibi bir vasıfla,düşünerek,inanarak,samimiyetle yapılan konuşmalar,önem arzeder.İtibar edilirse takdir görülür,edilmediğinde kişi saygınlığından bir şey kaybetmez.
Konuşmuş olmak için konuşmanın,iyimser sonucu söze itibar kaybıdır. Tekrarı,kişiye gösterilen saygınlığın kaybedilmesine yol açan kapıdır.Muhtemel varılacak sonuç,muteber ve güvenilir olmaktan çıkmaktır.
Calibi dikkat bu hususa özellikle kendileri açısından bilim insanları,toplum açısından siyasetçiler dikkat etmelidir.
Bilinen veya bilinmesi gereken gerçek karşısında hâlâ neden konuşmuş olmak için konuşulur ve içi boş konuşulur...
Taltif görüleceğini zannederek,toplumun gündeminden düşmemek için olabilir mi...
Bizatihi hedefine ulaşamamış olmanın verdiği eziklik içersinde, nefislerinin tuzağında debelendikleri için olabilir mi...
Bu konuda geçerli birçok görüş ortaya konabilir.
Kısaca kanaatim odur ki...
Kişiler,menfaate ve beklentilere dayalı "iltifatlara" itibar edilmemesi gerçeğini kavradıklarında, kendileri için "ciddi bir kabul",toplumun selameti için "hayırlı" bir kapı açmış olacaklardır.
Gerçekten bu Vatanın sevdalısı olanlar,boğazın dokuz düğüm olduğunu bilmeli,konuşmalarının birgün önlerine konulacağını (öyle ve böyle) hesap ederek,adımlarını buna göre atmalıdırlar.
Haddizatında Allah rızası gözetilmeden atılmış hiçbir adımda sonuç vermeyecektir.
Sevgi saygı ve dualarımızla