Milletlerin tarih sahnesindeki varlığı, yalnızca kazanılan zaferlerle değil; bu zaferlerin arkasındaki fedakârlık, iman ve vatan sevgisiyle şekillenir.
Türk istiklâl mücadelesinin sembol şahsiyetlerinden Tümgeneral (Deli) Halit Karsıalan Paşa, cephede gösterdiği cesaret kadar milletine duyduğu sadakat ve sorumluluk bilinciyle de hafızalara kazınmış bir kahramandır.
Onun hayatı, vatan savunmasının yalnızca askerî bir görev değil; aynı zamanda ahlâkî ve milli bir yükümlülük olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
1883 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Halit Karsıalan Paşa, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı boyunca cephelerde büyük kahramanlıklar göstermiş; vücudunda taşıdığı 13 kurşun yarasıyla istiklâl mücadelesinin yaşayan bir nişanesi olmuştur.
Hayatı boyunca beynine yakın bir yerde kalan kurşun, onun savaş meydanlarında verdiği mücadelenin sembolik bir hatırası olarak görülmüştür.
O, yalnızca askeri bir komutan değil; fedakârlığın ve cesaretin ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Halit Paşa’nın savaş meydanındaki duruşu, inanç ve kararlılığın birleştiği bir irade örneği olup,hainler için “Namussuz”, düşman için “Namuslu” adını verdiği iki silahıyla en ön safta Fetih Suresi okuyarak düşmana yürüyen bir serdengeçtidir.
Yunan tümeninin ve komutanının esir alınmasıyla sonuçlanan bir askeri harekâtın ardından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bu mutlaka bizim Deli Halit’in işidir.” sözleriyle takdir edilmiş olması buna en kuvvetli tarihi delildir.
Büyük Atatürk’ün, onun için söylemiş olduğu bu sözler, Halit Paşanın yalnızca cesaretiyle değil, askeri dehasıyla da öne çıkmış olduğunu göstermektedir.
Serhat şehri Ardahan’ın Rus işgalinden kurtarılmasında önemli rol oynayan Halit Karsıalan Paşa, aynı zamanda Ardahan’ın ilk milletvekili olarak siyasi hayatta da milletine hizmet etmiştir.
Cephedeki mücadeleyi Meclis kürsüsünde sürdürmüş; özellikle gazilerin haklarının korunması konusunda sorumluluk üstlenmiştir.
Gazilerin maaşlarıyla ilgili verdiği teklifin görüşülmesi sırasında, “Kel Ali” olarak bilinen Ali Çetinkaya ve arkadaşlarıyla yaşanan tartışma esnasında 9 Şubat 1925’te Meclis’te sırtından vurulmuş; düşmanın öldüremediği bu kahraman, aldığı bu yara sonucu 14 ŞUBAT 1925’te henüz 42 yaşında şehadete yürümüştür.
Onun cephedeki kahramanlığını anlatan “Kop Dağı” şiirinde geçen “Halit Paşa er gibi bu dağlarda savaştı” dizeleri, yalnızca bir hatıra değil; milletin gönlünde yaşayan bir tarih bilincinin ifadesidir.
Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası sahibi HALİT KARSIALAN PAŞA, Türk milletinin fedakârlıkla yoğrulmuş mücadele ruhunun simgelerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir.
(Deli) HALİT KARSIALAN PAŞA’nın hayatı, cephedeki kahramanlık ile milletine karşı duyduğu sorumluluğun ayrılmaz bir bütün olduğunu göstermektedir.
Onu anmak, sadece geçmişi hatırlamak değil; vatan, millet ve değerler uğruna gösterilen fedakârlıkların anlamını yeniden idrak etmektir.

Bu vesileyle (Deli)HALİT KARSIALAN PAŞA’mızı şehadetinin yıldönümünde saygı, rahmet ve şükranla anıyor; şefaatine muhtaç olduğumuz “Sevgililer Sevgilisi Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizi” sevenlerin ve onun sevdiklerinin; canından aziz olan en sevgilisini vatan için feda eden şehit ve gazi ailelerinin; sevgili anne, baba, eş ve evlatlarımızın ve toplumun temel taşı olan aile kurumuna nişanlanarak ilk adımı atan gençlerimizin 14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ’nü kutluyoruz.
Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı