4 MART 1193’de Şam’da 55 yaşında vefat eden,”Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülerim?” diyerek gülmeyi, rahat etmeyi ve ihtişamı kendisine haram kılan, düşmanları tarafından bile
“Asrın en saf kahramanı” olarak anılan KUDÜS FATİHİ SELÂHADDİN EYYÛBÎ;
Haçlı işgali altındaki Kudüs’ü özgürlüğüne kavuştururken, öncelikle dağınık hâlde bulunan Müslümanları ortak bir ideal etrafında toplayıp, birliğimizin kutup yıldızı olmayı başarmış bir liderdir.
O, farklı etnik kimliklere, siyasi ve mezhebî aidiyetlere sahip Müslüman toplulukları ortak bir hedefte buluşturarak adalet ve merhameti esas alan bir yönetim anlayışıyla KUDÜS’ü fethetmiştir.
O gün içinde, bugün içinde Kudüs’ün fethi, sadece askeri bir zafer değil,aynı zamanda da insanlık onurunun yeniden tesisi olarak tarih sahifelerindeki yerini almıştır.
Bugün Gazze,Doğu Türkistan,Kırım,Arakan, Keşmir,Somali,Sudan, Ortadoğu,İran ve medeniyet coğrafyamızın farklı bölgelerinde süren işgal, zulüm ve katliamlar dikkate alındığında,onun temsil ettiği birlik ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu açıktır.
Müslümanların parçalalı ve siyasi dağınıklılığı,siyonist ve emperyalist ittifakının, kendilerine reva gördüğü işgal ve zulümlerin süreklilik kazanmasına zemin hazırlamaktadır.
Tarihi tecrübelerle sabittir ki, dağınıklık zayıflık üretir,zayıflık ise müdahaleye ve tahakküme kapı aralar;ama birlik ve dayanışma, yalnızca savunma gücü değil; aynı zamanda ahlâkî ve siyasi meşruiyet üretir.
KUDÜS’ÜN FATİHİ SELÂHADDİN EYYÛBÎ; güç ile adalet arasındaki dengeyi koruyup,Kudüs’ü fethettiğinde intikam değil, hukuk ve merhamet esasında farklı inançlara mensup insanların can ve mal güvenliğini teminat altına almış bu davranışıyla da medeniyetimizin savaşta dahi insanlık değerlerinden kopmadığını tüm dünyaya tarihin şahitliğinde göstermiştir.
Dolayısıyla büyük atamız SELÂHADDİN EYYÛBİ’nin Müslümanlara ve tüm insanlığa bırakmış olduğu destansı miras,sadece bir askeri strateji ve başarı değil,evrensel hukukun,insan merkezli hak ve adaletin de müstesna bir örneğidir.
Bugün biz Müslümanlar için en büyük sorumluluk, atalarımızın bize bıraktığı her alandaki olağan üstü tarihi tecrübeleri romantik bir hatıra olarak anmak değil,onlardan ders çıkarıp,Allah’ın ipine sarılarak birlik ve beraberliğimizi tahkim etmek olmalıdır.
Siyonist ve emperyalist ittifakının,müslüman ülkelerde sivil halka ve çocuklara karşı işledikleri insanlık suçlarına baktığımızda bu çağrımız dini olmanın ötesinde tarihsel bir zorunluluktur.
SELÂHADDİN EYYÛBİ’nin torunları olan bizler,ayrılığın geleceğimiz için yeni trajedilere kapı açtığını gecikmeden görerek,ortak bir bilinç ve dayanışma zemininde buluşup,dağınıklılığımızın ürettiği bu zelil zaafiyetten kurtulmalıyız.
Ahlak,adalet,direniş ve güç arasında kurduğu insan merkezli doğru ilişkinin ve bize bırakmış olduğu birlik ruhunun bugün de yolumuzu aydınlatması duasıyla,hakka irtihalinin yıldönümünde;Şark’ın sevgili sultanı, Kudüs Fatihi SELÂHADDİN EYYÛBİ’yi saygı,rahmet ve şükranla anıyoruz.Mekanı cennet,makamı ali olsun.El-Fatiha
Yalçın Topçu
T.C Cumhurbaşkanı
Başdanışmanı