Beyoğlu'nda tavanı çöken, rutubetli, yerlerde sıva parçaları olan tek odalı evde yaşamaya çalışan63 yaşındaki Hüsniye Özdiler, KOAH ile de mücadele ediyor. Eşini kaybettikten sonra yalnız kalan Özdiler, "Beyim öldükten sonra ben de onunla beraber öldüm. Mendil satarak geçiniyorum, günde 3 tane satıyorum. Banyo yapacak yerim yok. En fazla şurada yaşayacağım 1-2 sene. Onu da güzel geçirmek istiyorum" diyerek yardım istedi. Özdiler, "Beni buradan kurtarın. Allah rızası için insan gibi yaşamak istiyorum." diye konuştu.
Beyoğlu'nda kirada oturduğu barakadan bozma bakımsız ve rutubetli evde yaşamını sürdürmeye çalışan Hüsniye Özdiler KOAH hastalığıyla mücadele ediyor. Özdiler günde birkaç kağıt mendil satarak geçimini sağlıyor. KOAH hastası olduğu için başka bir işte de çalışamayan Özdiler, oturduğu eve 8 bin lira veriyor. Maddi imkansızlıklar nedeniyle kaldığı evi tamir ettiremediğini belirten Özdiler'in kirası çevredeki esnaf ve komşuları tarafından karşılanıyor.
'BİR ALLAHIM VAR BAŞKA KİMSEM YOK'
Yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatan Hüsniye Özdiler, "İki sene önce beyim öldü. Eşimle birlikte burada yaşıyorduk. Kalp krizi geçirdi, kalp büyümesi vardı, damarları patladı. Eşim ölmeden önce ev böyle değildi. Öldükten sonra evin tavanı yıkılmaya başladı. Tamir ettirdik yaptırdık. Böyle olunca elimde birşey yok, kendimi geçindirecek durumum yok. Nasıl ben evleri yaptırayım. Bir de kirada yaşıyorum. Ölen eşimin, kızı vardı 5 yaşındaydı bana geldiğinde. Evlendi ama şimdi görüşemiyoruz, gelmiyor, uğramıyor. Zaten eşim öldükten sonra yalnızlığı seçtim, yalnız yaşıyorum. Bir Allahım var başka kimsem yok. Ailem de olsa bana faydaları yok, herkesin zaten kendine faydası yok ki bana olsun. Selpak satarak geçiniyorum. Ufacık bir evim olsun yeter bana, tek bir oda olsun yeter. Devletimden bunu istiyorum, başka birşey istemiyorum. Tek bir oda olsun yeter bana. Ev üstüme yıkılıyor. Soğuk oluyor, geceleri donuyorum. Üstüme örtecek birşey yok, karnımı doyuracak birşey yok. Allah razı olsun poğaçacı poğaça getiriyor, Allah hepinizden razı olsun; ama üstüme yıkılıyor ev üşüyorum. Yattığım yer şakır şakır akıyor. Battaniyeler, yorganlar su gibi. Sobada kurutmak istiyorum, kurumuyor" dedi.

'65 SENEDEN SONRA İNSAN GİBİ YAŞAMAK İSTİYORUM'
Hüsniye Özdiler, "Beyim öldükten sonra ben de onunla beraber öldüm. Selpak satarak geçiniyorum, günde 3 tane selpak satıyorum. Banyo yapacak yerim yok. Ne banyom var ne birşeyim var. Komşular Allah razı olsun, ayda bir yıkanabilirsem yıkanıyorum işte. Yıkanamazsam öyle kalıyorum. 65 sene yaşamadım, 65 seneden sonra normal bir aile gibi yaşamak istiyorum, düzenli bir hayatım olmasını istiyorum. Elimi nereye atsam hiçbirşey yok. Ben gerçekleri konuşuyorum, Allah rızası için bana el uzatmanızı istiyorum. Böyle yaşamaktan zevk almıyorum. Elim ayağım tutmuyor. Böyle şeyler başıma gelmedi önceden. Elimden kimse tutmadığı için zoruma gidiyor. Hep ezilmekle geçti ömrüm, hep ezilmekle geçti. İki tane selpak sattığım zaman ben kaçıp geliyorum evime. Benim geçimim bu. Başka bir iş verseler oturduğum yerde o işi de yaparım, tuvalet bile yıkarım, çalışırım; ama KOAH hastasıyım, ciğerlerim bitmiş. Konuşmakta bile zorluk çekiyorum. En fazla şurada yaşayacağım 1-2 sene. Onu da güzel geçirmek istiyorum. Ne olur Allah rızası için bunu istiyorum. Büyüklerime sesleniyorum. Bunu istiyorum, başka birşey demiyorum, diyemiyorum.Beyimi burada kaybettim; yalnız başıma da ölmek istemiyorum. Kalktım sabah cenazesini evde buldum. Ben de öyle olmak istemiyorum. Güzel ölmek istiyorum, yatağımda ölmek istiyorum. Başka birşey diyemiyorum artık" diye konuştu.

'KOAH HASTASIYIM CİĞERLERİM BİTMİŞ'
Sağlık durumundan da bahseden Özdiler, "Burada yatıyorum, burada kalkıyorum. Görüyorsunuz, her zaman bir yer dökülüyor, yıkılıyor. KOAH hastasıyım, ciğerlerim bitmiş nasıl temizlik yapabilirim. Elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum ama olmuyor. Başım dönüyor, pat diye düşüyorum. Burada yaşanılır mı, burada yatılır mı kalkılır mı; ama ben yaşıyorum. Beyim öldükten sonra yaşamaya başladım. Benim mutfağım burası. Ne yemek yapacak yerim var, ne tüpüm var, ne ocağım var. Hiçbirşeyim yok yani. Beni buradan kurtarmanızı istiyorum. Allah rızası için insan gibi yaşamak istiyorum. Hayvan gibi yaşamak istemiyorum. Bıktım artık" diye konuştu.
'EVİNİN BU HALDE OLDUĞUNU BİLMİYORDUK'
Seyyar satıcı Hakkı Korkut ise durumdan yeni haberdar olduklarını belirterek "23 yıldır burada sokakta seyyar satıcılık yapıyorum. Askıda poğaça uygulamamız var, ihtiyaç sahibi ailelere götürüyoruz genelde. Hüsniye ablamızı da o zaman buldum. Hüsniye ablamızın yalnızlığını fark ettik. Kendisine eşi ölmeden önce de hep poğaça getiriyordum. Gördüm ki dün yine getirdiğimde poğaçayı, bu durumla karşılaştım. Bizi çok üzdü. Evinin bu halde olduğunu bilmiyorduk. Hep kapıdan verip çıkıyorduk biz; ama içeri girdiğimde Hüsniye ablamızı gördüğümde perişan halde, birşey yapmaya çalışalım dedik" dedi.