Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul'da düzenlenen 5'inci Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) kapsamında yaptığı konuşmada, stratejik iletişimin toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini artıran bir iç güvenlik unsuru haline geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasında uluslararası sistemin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin ciddi şekilde aşındığını belirterek, "Belirsizliklerin arttığı bu dönem, küresel ekonomiye de ciddi şekilde darbe vuran boyutlara ulaşmıştır" dedi.
Kurallara dayalı sistem söyleminin yerini güç siyaseti aldığını, güven, meşruiyet ve anlatının eş zamanlı olarak sorgulandığını kaydeden Yılmaz, "Güçlüysem istediğimi yapabilirim anlayışı uluslararası hukuku zayıflatırken, iç siyasette de meşruiyet krizlerine yol açmakta ve demokratik süreçlere zarar vermektedir. Gazze'de devam eden insani trajedi, bölgeye yayılan gerilim ve İran merkezli gelişmeler, uluslararası sistemin mevcut yapısıyla bu krizlere karşılık vermekte ne denli zorlandığını ortaya koymaktadır. Sağlık, güvenlik, ekonomi, iklim ve göç alanlarında birbiri ardına patlak veren krizler artık istisnai durumlar olmaktan çıkmış, siyasi gündemin kalıcı bir bileşeni haline gelmiştir." ifadelerini kullandı." ifadelerini kullandı.
"Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır"
"Şu anda en sıcak mesele, israilin kışkırtmasıyla başlayan israil/ABD ile İran savaşıdır. Bu savaş, bölgesel ve küresel istikrara çok ciddi etkilerde bulunmaktadır." İfadelerini kullanan Yılmaz, "Çocuklar dahil, savaşın ürettiği insani maliyetleri hep birlikte görüyoruz. İnsani maliyetlerin ötesinde ekonomik, çevresel maliyetler de maalesef karşımızda. Özellikle ticaret, lojistik ve turizm kanallarıyla, yine gübre gibi temel girdiler başta olmak üzere tarım ve gıda üzerindeki etkilerle yaşanan savaş, dünyada büyük maliyetler üretir hale gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaşın bir an önce sona ermesini, öncelikle bir ateşkes sağlanmasını, sonra da kalıcı bir şekilde bu çatışma risklerini bir daha yaşamayacağımız şekilde diplomasiyle sorunların aşılmasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderler düzeyinde, Sayın Dışişleri Bakanımız ve kurumlarımız farklı düzeylerde Türkiye'nin bu perspektifini her platformda ortaya koymaktadırlar ve bu yönde büyük bir çaba sarf edilmektedir. İran'da bunlar yaşanırken, bir anlamda İran'daki savaşın gölgesinde ve bu savaşın oluşturduğu atmosferden de istifade ederek israilin Gazze'de ortaya koyduğu eylemler, Batı Şeria'da ortaya koyduğu hukuk dışı eylemler, Lübnan'ı işgal etmesi, egemen başka bir ülkeyi işgal etmesi ve 1 milyondan fazla insanı yerinden yurdundan etmesi, yine Suriye'deki istikrarı tehdit eden eylemler içinde bulunması da altını çizmemiz gereken bir durumdur." dedi.
"Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması kabul edilemez"
Yılmaz, Mescid-i Aksa'nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulmasının hiçbir ölçüyle kabul edilebilir olmadığını vurgulayarak, bu yapılanların hukuka, temel insan haklarına ve inanç özgürlüklerine aykırı olduğu gibi Kudüs'ün ruhuna ve Hz. İbrahim'in mirasına da büyük bir ihanet olduğunu kaydetti.
İletişim ve dijitalleşmenin önemi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, dijitalleşmenin bilgi üretimi ve dolaşım hızını köklü biçimde değiştirdiğini belirterek, yapay zekanın dezenformasyon ve sahte içerik üretiminde artan rolüne dikkat çekti. Yılmaz, "Stratejik iletişim, dış dünyaya yönelik bir araç olmaktan çıkarak, toplumların dayanıklılığını güçlendiren, doğru bilgiye erişimi kolaylaştıran ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini artıran bir iç güvenlik unsuru haline de gelmektedir. Tüm bu gelişmeler, stratejik iletişimi tali bir araç olmaktan çıkarıp doğrudan yönetişimin kalbi haline getirmiştir" dedi.
Türkiye'nin ilkesel yaklaşımı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin kriz anlarında hem tarafsızlığını koruduğunu hem de barış için ilkesel bir tavır ortaya koyduğunu belirterek, "Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sadece lafla değil, somut adımlarla tüm dünyaya barış için güçlü bir irade ortaya koymaktadır. Liderler her zaman önemlidir, her koşulda önemlidir. Ancak fırtınalı, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır" dedi.
Türkiye'nin Doğu ve Batı ile eş zamanlı iletişim kurabilen ender ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Batı'yı da anlıyoruz, Doğu'yu da anlıyoruz. Farklı endişeleri, kaygıları görebiliyoruz ve bu bütün insanlık için bir değerdir" ifadelerini kullandı.
Stratejik iletişim artık yönetişimin ayrılmaz parçası
Yılmaz, konuşmasını, stratejik iletişimin tali bir araç olmaktan çıkarak yönetişimin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak sonlandırdı: "İletişim, güven inşa etmek, belirsizliği yönetmek ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmek gibi kritik işlevler üstlenmektedir. Uluslararası işbirliklerinin önemi arttığı gibi kamu ile STK'ların, akademik dünyanın, medyanın çok yakın diyalog içinde, işbirliği içinde hareket etmesi de çok kıymetli hale gelmiştir." (İLKHA)